Hatırlarım,
üç numara kazınmış
saçları
mahçup azıcık bu halinden
taşıdığım başımı;
onun dizlerine bırakıp.,
ince uzun
düzenli
kesilmiş tırnakları
pembe
ufacık ayaları ile
ellerimi
göz pınarlarımın üstüne
basıp,
korkunç savaş naralarının
havada asılı tınaları kadar
içimi hayretlere düşüren,
bir o kadar da ısıtan
masallarını dinlerdim.
O nu severdim
yeterince sevilmesemde
tarafından.
Zaptiye hüzün
mavi gözlerinde,
ak kaşları
ok kirpikleriyle
hiddetin hüküm sürdüğü
ömrü bakışlarında.,
ömrünün bir küçük
küçücük bir çocuktu
ruhu.
Yeni yetme oluşundan kısadır
filizin boyu,
onun ki si
acunun dayattıklarından..
aynı boydaydık.,
farkımız
o iki büklüm
elinde ceviz kokulu
asası,
bense
zemheri gibi
dimdik ayakta...
Bu dünyayı hep severek
ve şefkatle okşayarak,
yarin yanağı bilip
bu dünyayı istinasız
bağışlayarak.,
hoyratlarının tükendiği
yerde:
İğde çekirdeği koyuluğunda,
ıhlamur kokulu
gözlerimi yaşlı bırakıp
toprağa karıştığından sonradır.,
ben hep direnerek
onun sevilerine
öpüp okşadıklarına
boyun eğdiklerine,
boran seherleriyle
bıkkın fırtınalarıyla
okyanusların,
sıradağların
tütsülenmiş yalnızlıklarıyla
ben;
gelecek iyi günlerimi
merak ederek
kerem de ki
aslıyı
mecnun da leyla yı
yani
merak edererek
bende ki seni
yanındayım
hatırlarım....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder