Sıfıra eşitlenmem
varlığına kanıt sa
eksiliyorum.,
dimağımı kurutan
düşüncelerim
denkleminde hatasız
çözümleyemediğim
cebirimsin.,
bir artı
bir çarpısın,
köklerindeyim
virane
karelerinin .,
Böldüğünce artık
hepten dışındayım,
yürür rakamlarının
gölgesi
yöneltir mavzerini
göğsüme
mintanımı delik deşik
eder,
umudum da kalmaz
sevdadan yana
anlarım
doğdum doğalı
usumu kurcalayan
soyut düzlemimsin..
Düşüşüm kollarına hayal,
hayal meyal..
Hangi dili
kullanırsan kullan,
dilinden konuşabilmek,
cebir ruyadır
senin sesini
tınılamak.,
sesinin
güncesini süsleyen
üçgeninin..
Kahrolasın.,
ılgımım olsa da
günakşamların,
sen beni
hiç sorularına
katmıyorsun ki.,
günahlarını yüklenip
tebesümün de
akça tenin,
ıssız çemberine
gireyim..
Ölümce bedenim
raksetsin..
31 Mart 2008 Pazartesi
Cebir, şiir ve raks..
29 Mart 2008 Cumartesi
Sakla samanımı.. Ne ki.. Sevda..Mihnetini..
Bir kış daha
gelir elbet
yoksulluğa düşersin
yeniden.,
o vakit
yak beni..
Hovardalığı bırak
a canımın cananı.,
o vakit
yak beni
çıra gibi
Sakla samanımı,
getir zamanımı..

Ne ki
üzülme
dert değil,
pek çabuk
geçer zaman,
unutulur gidilir.,
dert değil;
ayrılıkta
gülmüş,
ölümde
ağlamış olman..

Sevda;
gök ile
toprak arasın da
iki yürek
fırtınasından
ibaret.,
Kah hürriyet,kah esaret...

Kavra tinimi
esrik et beni,
yarım
yankılanımı yüzünün;
sözlerin
kesik kesik
el altından
ulaştırılır.,
dudaklarımın çekindiği
söylemekten,
görmekten sakındığı
gözlerimin.;
Gir tinime
çal mihnetini..
28 Mart 2008 Cuma
Gidişin kalan soru..
Son sorumu
yanıtla
giderayak..
Biliyorum
acelen var.,
eşyalarını
toplayışın bile
yarımyamalak,
halının üstünde
tarağın,
yarılanmış rujun
komedinde.,
aynada ki
şehvetin
odada kasvetli
tedirgin
hava,
pencere de
henüz
doğmamış
şafak..
Olmasa
geceden kalan
dügah perdesinde
udi sarhoşluk,
bedenimde
rebab
okşayışlar.,
hiç sevişmemiş
sanacağım kendimi
seninle,
hiç keşfedilmemiş..
Son sorumu
yanıtla
giderayak..
Bu kadar zor mudur
bu kadar acı
yaşamı..,
seni
severken yaşamak ?
22 Mart 2008 Cumartesi
Fırtınaların da bile..
Dün gördüğüm de
sizi,
yorgun duruşunuz
gündelik olayların
sonu gibi.,
fesleğenler
kokuyordunuz...
Abartmayın beni,
yok bir zamanlar
çılgın,
bir zamanlar
çok
seviyormuşsunuz.,
zihninizde
kalmasın
kuşkularınız,
yalnızca
bir gökyüzüm
artık
masmavi,
fırtınaların da bile
sissiz bulutsuz..
Dilinizde
kalan
Şekip Ayhan şarkısı;
yeter ki gel bana
senede bir gün.,
nasıl farkedemiyorsunuz ?
Daha neler
neler...,
sizde
hep aynı
yağmurlar çiseler,
bizde ise
hala
deli gençlik
o eski avareler..
Neden ağlıyorsunuz ?
Ayrı ve aynı..
Gökyüzü;
turna sürüsüdür
uçar geçer üstümüzden
aynı..
Zaman;
kollarımızla kelepçeli
derimiz iz iz büzülür
aynı..
Gemilerimiz ayrıdır
yolculuklarımız
ayrı,
limanlarımız da.,
ökçeli ayakkabılarıyla
huzursuz,
çalkantılı
sularımızda,
siyah, kahve yada
sarı saçlı
kadınlarımız yürür
ayrı..
Gün ağar
gecelere ayaz
dindirilemez hasrettir
içimizde ki
ayrılık;
aynı....
18 Mart 2008 Salı
Ben uzakta kalan sen..
.............. gidiyorum günsüz gecelerde.,
.................
......................
konuş yek başına
geç köşesinden
kurum kılıklı sokağın,
bak eski film
afişlerine gülümse.,
ve
bir tuzlu badem
at ağzına
incitmeden
çiğne, usulca
yudumla biranı.,
tutsun
sol elin sağ
elini,
sımsıcak öp
dudaklarını
göreceksin yine ben..
gözlerini açınca ben,
kapatınca
ben.,
bileceksin
sen değilsin
kendin yine ben..
akşamı bekleme
koşmalısın şimdi,
ben
geldiğim gibi gitmem.,
ruhunu yakmalısın,
yüreğini asmalısın
şehrin agorasında,
şadırvanlar
ağlamalı
ağlayamayan yine
ben.,
terkettiğin aşkını;
kurşunların on üç
yarasında ara
göreceksin vurduğun
yine ben..
açınca gözlerini ben,
kapatınca
ben.,
sokul koynuna ısıt
bedenini
üşüyorum., çok
üşüyorum
ölüm yakın, uzakta
kalan sen...
gidiyorum günsüz gecelerde;
yolum sen
yolcun
ben...
4 Mart 2008 Salı
Yolculuk-6
Liman
maisini bıraktı,
yavaşca
koyu kuzguni
yemenisini bağlar
boynuna
çırpıntılı denizin.,
ufara çakıl misali
gözleri,
iri elleri
ile
kambur sırtlı balıkçı
kayboldu
motorlusundan yana.,
usulca
dubadan çıkardı
halatları,
lutufkar besmelesiyle
ağları astım
makaraya
o balığa çıktı..
Ve içeride üçüncü kişi
ve dışarıda dördüncü kişi,
üçüncünün usunda afilli
bir yürek sızısı;
maliyeci
Hikmet Salim in
ortanca kızı
Çerkez çevikliğinde
kaytan bıyıkların,
geç delikanlısı
gözü kara gecelerin,
ve somun ekmek
yumuşaklığında
okşayıp
sarıp sarmaladığı
kızı
Hikmet Salim in.,
Ali Dağlı ve
Sabire nin
''Diyarlar kül olmaz
ateşler yanmadan
deryalar durulmaz
dalgalanmadan''
cırlarıyla kutsadığı
esrik akşamın
hayli geç vakitlerinde
bırakılıvermişti
Rum doktor Dimitri nin
kollarına.,
kolları yanmıştı
Dimitri nin,
öyle bir afet-i devran
öyle bir alav
öyle bir
köz parçası..
Kafkas öşü
sert kayalıdır,
korkunç keskin ve
soğuktur
kınında durmayan
bıçağı,
ayazda sever sevdiğini
boran havada sever,
çimenlerinde kırağıların,
koyaklarında karlı
sarpların,
pınarların
karpuz çatlatan
sularında
ve
çığlıklarında
baykuşların..
İlkyazsız,nevruzsuz
yirmiüç yılı toplayarak,
kumral saçlarında
büyüdü afet-i devran
köz parçası.,
toplarıyla oynadı
taşlarla sekmece
daha çok,
arklarda
peşinden koştuğu
künar teknelerini,
bitmemiş memeleriyle
emzirdiği
çaput bebelerini,
çam kozalaklarını,
meşelerini
canıyla korudu
yad ellerden.,
büyüdü
farkına varılamadan,
şefkatin hissettirilmediği
hissedilen hiddetin
talanında..
Büyüdü
kimselerin üstlenmediği
ortada kalan
suçmuşcasına
sahipsiz,
hep sustukça konuştu
lal lebleri anladı,
lal leblerle anlattı.,
karanlıktan sa
müthiş korkardı..
Cenup yeliydi
çıplak sereserpe
bir günah;
sonrasında şafağın
kızıla meyil
tayfı,
büyüdü
günahları da ekleyerek
kumral saçlarına.,
ve hep
iki can,
uzun saman sarısı
iki hazan,
han buyruğu gibi
keskin acımasız,
dağda eşkiya gibi
kaçgın cesur
bakandı..
Ve dışarıda dördüncü kişi
ve içeride üçüncü kişinin
hatıratında,
söküp atamayacağı
geri dönülmez ferman
olandı..
Yüreğimde ki
afilli sızım,
ömrüm sonunda
acun ayrılığım,
yanındayım
silahsız,pusatsız
hatırlarım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)