26 Ekim 2007 Cuma

Uğrumuza ölenler onlardır...



Topraktan öğrenip

kitapsız bilendir.

Hoca Nasreddin gibi ağlayan

Bayburtlu Zihni gibi gülendir.

Ferhad'dır

Kerem'dir

ve Keloğlan'dır.

Yol görünür onun garip serine,

analar, babalar umudu keser,

kahbe felek ona eder oyunu.

Çarşambayı sel alır,

bir yâr sever

el alır,

kanadı kırılır

çöllerde kalır,

ölmeden mezara koyarlar onu.

O, "Yunusu biçâredir

baştan ayağa yâredir",

ağu içer su yerine.

Fakat bir kerre bir derd anlayan düşmesin önlerine

ve bir kerre vakterişip

"- Gayrık yeter!.."

demesinler.

Bunu bir dediler mi,

"İsrâfil surunu urur,

mahlukat yerinden durur",

toprağın nabzı başlar

onun nabızlarında atmağa.

Ne kendi nefsini korur,

ne düşmanı kayırır,

"Dağları yırtıp ayırır,

kayaları kesip yol eyler âbıhayat akıtmağa..."

''N.Hikmet Ran-Türk Köylüsü''


18 Ekim 2007 Perşembe

Pazar söylenceleri...

1

Bir pazar,
kapına vurur
hasret dağıtıcı kılığın da.,
anılar..

Yolun düşer gayrı dağlara
aşç yırtıcıdır böğürtlen.
Yasemen kokulu dudakların,
avını gözleyen atmacadır;
Can alıcı kuş olur
yürek yükün..

Ağırlaşır
döşünün dengi
ak ülkem konanı maralım.,
çekileni.;
bir çeken anlar......

2

Sesin ne güzel..Duru akıcı,
göz pınarların içim kadar.
Çiçeğim gülüm, ayım gülayım
günlerden pazar;
Seninle geçirdiğimiz pazarları saysak....


Hep böyle kalalım istiyorum.,
sen bana hasret,
ben sana vurgun...

Hep böyle tasasız yaşayarak.

10 Ekim 2007 Çarşamba

Kınalı Kuzulara......


''MEVLAM GÖR DİYEREK

İKİ GÖZ VERMİŞ

BİLMEM AĞLASAM MI,AĞLAMASAM MI ?

DURA DURA BİR SEL
OLDUM ERENLER

BİLMEM ÇAĞLASAM MI, ÇAĞLAMASAM MI ?''
A.Mahzuni Şerif


6 Ekim 2007 Cumartesi

İner yamacı .....


Ası da görür
sabahı..
Sımsıcak iken yatağı,
omuzlarına kavuşur urbası.

Yüzünü yunduğu,
suyunu çırptığı
çıkınında dağ yelleri;
Kurutur deri aralarını.

Yüklendikçe kayalara
meler koyunları,
ılgımında sevdalısı
bekler durur çobanı.

Ladinlere dayar..
Meşelere,çamlara sırtını,
ezgileri küskün
ilkindilerle çınlayı.

Uçsuz bucaksızdır şimdi
gökyüzü..
Sevisidir içtiği
döşünde dal dal yaprakları.

Hayli vakit olur;
Kırık başaklı çocuk
akşamla görünür çoban.,

İner yamacı sürüsüyle
koyun çanları ve
kavalı....

Son gördüğüm kutsal olan



Son gördüğüm kutsal olan ;Gözleriniz..Sizin ırınız benim gülayım, gönül ergensi onmazları tilciklere giydirmektir; Boran kış kasrlarından uzak dalgın iki koy arasında çapa bırakıp yönsel bir kargaşa içine girmezden, poyraz öncesi gemilerin seyirlerin de...

Bulutsu akşamüstüler koyun grisini ve mavisini martı döşlü ğöğün alıp giderken hayretim olan,bir ara sevi düşen davranışlarımıza engin hoşgörüyle yaklaşıp duru tadını birbirimize yansıtmamızdır.İşte o an ne seneler öncesinden siz bana tanışsınızdır nede ben ılgımıma ozanımdır....Ve hatta bana sizin teninizcesine kokan duygularımda yitirmiştir kendisini.Öyle ki alav alav asfaltların yalıncak ayaklarımı yalayıp geçtiği denli acılarımın birinci dereceden unsurlarısınızdır....Neden mi ? Son gördüğüm kutsal olan;Gözleriniz..Ve ben onlara bakarken ölür gibiyimdir.

Sonra dişlerimiz de kemirirken mağrurlaştırdığımız elmaların dallarından koparılışlarıyla yada yokluğun boşluğunu bilirsen eğer., ansıyabileceklerinin en derin kısmına çivileyip, günlük olayların tuvalin de ki yanyana duruşlarımızın kadir kısmetsiz zıtlığıyla ayrılırız ikimiz. Bilmem sizin sarı saçlarınızın dip aralarını irkiltip,damarlarınızı yığın dem dolduran ve ayırdına varıldığında bitevi göz yaşı dökülen ömür parçasıyla özdeşiyor mu bu duygu ? Ama ben bu tür ayrılışlarda terinizin bir damlasını andıran taraflarınızı götürüyorumdur hep, odunuz baskın verirken içip rahatlamak için....Şimdi de susuzluğumun, kurumasının damarlarımın, kofulaşmasının dallarımın, sararmasının yapraklarımın birinci dereceden unsuru olmuşsunuzdur artık. Neden mi ? Son gördüğüm kutsal olan; Gözleriniz... Ve ben onlara bakarken ölür gibiyimdir.....

1 Ekim 2007 Pazartesi

Doyamadığım



Kara ırmak yosun tutar,
Durgun su yosun bağlar.
Döl ver
arıya, karıncaya,
üzüme ayvaya..
Kokla yabanıl otları ve toprağı.

Doyamadığım....


Umudu sayabildim parmak hesabı
seni saydım
yetmedi parmaklarım...
Kokunu aradım
yurdumun bahar rüzgarlarında,
umudu kokladım ayaklandı bir ciğerim,
bir ciğerime seni koyamadım.

Doyamadığım.....

Sevdiniz mi ?



Ah....Size yöneldim
Yaz ilk..İlk göçmen kuşları
Şimdi orada sabahtır
El değmemiş bakir toprakları
Nar çiçekleriyle üstünde
Uyuduğum ve gördüğüm en güzel
Rüyaları.....

Orada sabahtır şimdi,ben size yöneldim
Kanımın kaynayan tarafları
Terlediniz...Neden kızardı teniniz ?
Ah...Elleriniz..;
Yoksa..; Sevdiniz mi ?

Penceren de


Rüzgarı yüzüme sürerek,
Dağları aştım.
Turaçın bozkırda ki hüznü
Kayboldu yankılanarak raylarda...

Tren; Penceren de başkalaştım.

Kirpiklerimle
Çam dalları konuştu bazen.
Köpeklerin kızgın havlamaların da
Küçüldü zaman.
Göz yaşlarım vardı.,
İstasyonlar da durduğun an..

Tren;Penceren de başkalaştım.

Dönen demir tekerlekler de
Kaldı
Uzaklaşan evler,insanlar.
Zaman hızlandı.....
Daha yolumun yarısı
Gün ile öpüşünce akşam:

Tren;Penceren de başkalaştım.